ANA SAYFA  ÖZGEÇMİŞ  BASIN ODASI  PROJELER  FOTO GALERİ  VİDEO  İLETİŞİM 
 
     
     
  
 




Her türlü sorunuzu buradan sorabilirsiniz.

Ziyaretçi defterine mesaj bırakmak için tıklayınız

AKBAŞ’TAN 18 MART MESAJI
17.03.2009 ÇAYIROVA


AKBAŞ’TAN 18 MART MESAJI

Ak Parti Çayırova Belediye Başkan Adayı Ziyaettin Akbaş, 18 Mart Çanakkale Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Akbaş’ın yayınladığı mesaj;



“Bugün vatanı için kurban olmaya gözünü kırpmadan giden 250 bin vatan evladını, 250 bin fidanı anıyoruz. Sadece senede bir gün değil, her gün hatırlayıp, dualar ettiğimiz bu yiğitlerin ülkemize kazandırdıkları büyük zaferin üstünden 91 yıl geçti. 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf Devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar. İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havan topu ile dövdüler. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemiydi. İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak, Boğaz'ı kolayca geçebileceklerini umuyorlardı. Ancak zorlu geçen taarruzun sonunda, Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileri ile aşamayacaklarını anlayınca, bu kez çıkarma yapmayı planladılar.

Ulu Önderin: “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum!” sözü üzerine kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı. İtilaf devletleri 4 saatte geçeriz dedikleri boğazı, 4 yıl süren savaş sonunda geçemeden geri döndüler. Ve bu 4 yıl süren Çanakkale Savaşları sonunda, çoğu öğrenim çağında 250 binin üzerinde vatan evladını şehit edip, kendileri de çok daha büyük kayıplar vererek, hezimete uğradılar.

Milletimiz, fedakarca göğsünü siper eden bu fidanları asla unutmayacak ve sürekli anacaktır. Biliyorum ki; onlar bulundukları o yüksek mertebeden, cennetten bizleri hisediyorlar ve onlara Akif’in şu sözleriyle seslenmek istiyorum;

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Ruhlarınız Şad Olsun.


Geri dönmek için tıklayınız.